BİRİNCİ MEKTUP
Merhaba Öğretmenim
Sizinle yeniden karşılaşmak benim için çok anlamlı, aynı zaman da mutluluk. İyi ki varsınız. Okulda yazmanın ve okumanın önemini her derste yeniden yeniden anlatırsınız. Öykünüzü okurken size ulaşmak benim için çok anlamlı.
Çocuğum Cem ve eşim Can'a sizi anlattım. Zaten o günden sonra da 1-P deki Nergis olarak evin içinde dolaşır oldum. Teşekkürler.....Cem 8 yaşında ikiye gidiyor. Can'da benim gibi Tiyatro oyuncusu.
İstanbul'da iseniz sizinle görüşmek Can ve Cem'i sizinle tanıştırmak benim için onur olur. Sohbet etmek de yeni bir okul olur. İnanın not almak için söylemiyorum. Yıllar sonra yaptığım bir sürü şeyde beni nasıl olumlu etkilediğinizi gördüm. Teşekkürler...
Siz nasılsınız, özgeçmişinizde deniz kıyısında müzik dinlemeniz çok keyifli geldi bana. Umuyorum ki öylesinizdir...
Ben iyi bir internet kullanıcısı değilimdir. Bilgisayarın başına geçip bir şeyler yazmaya da yeni yeni başladım. Hatalarım için şimdiden özür dilerim. Daha önce bir internet adresim vardı, ama kullanmadığım için kapandı; şimdilik Can'ın adresini kullanıyorum. Şu anda benim oyunum yok. Yakında provaya gireceğim, belli olunca size bildiririm. Yeniden merhaba..... saygılar...
Nergis
İKİNCİ MEKTUP
Kimden : NERGİS BAŞAK
Tarih : 09 Ocak 2005 Pazar 04.58
Kime : aesenyel@hotmail.com
Konu : Sizin için
Canım Öğretmenime ,
Ben de sizinle paylaşacak ne çok şeyim olduğunu düşünüyordum, ama nereden başlayacağım bilemedim, düşünmeden yazmaya karar verdim...
Şimdi sondan başlarsam..
7 Ocak 2005 de Nazım Hikmet'in Ferhat ile Şirin'i yeni oyunum. Anaokulu'nda drama dersi, T.V dizisi Çemberimde Gül Oya'da yeni bölümlerde HAZEY. (Konuk oyuncu olarak.)
Kültürlerarası iletişim derneğinde ara sıra da olsa güzel şeyler yapıyoruz. Bir kaç kere doğuya tiyatro atölye çalışmasına gittim. Sanırım son yılarda sanat adına yaptığım en anlamlı çalışma onlar oldu. Dönüşümde çocuklarla yaptığım çalışmaları yazdım. Dostum Selim ileri çok etkilendi.
"Çalış biraz genişlet kitap yapalım" dedi, ama o disiplini kuramadım. Tiyatro'da her şey biraz karışık. Karışıklığın dışında insan kalitesi vahim.
Sitenin forum bölümüne bakmanız ne demek istediğimi yeterince anlatıyor. Zaman zaman Şehir Tiyatrosu dışında dışarıda oyun yapıyoruz.
İki yıl önce Tiyatro SİYAH BEYAZI kurduk. Ama soluğumuz kısa ömürlü oldu. Eğer sürseydi bütün beyaz siyahların oyunları oynanacaktı.
Dostlarınızın yazdıklarını okudum hüzünlendim, sevindim, ben de yazmak istedim SİZİN için, o köşeye. İzin varsa tabii... Şimdi bir kadeh rakı hazırladım sizin için -size-...
Nergis
ÜÇÜNCÜ MEKTUP
----- Original Message -----
From: "Nergis Başak" <nergis@tiyatrom.com>
To: <aesenyel@hotmail.com>
Sent: Wednesday, January 19, 2005 4:43 AM
Subject: Öğretmenime
Öğretmenime,
Öncelikle teşekkür ederim, yazımı sayfa da görünce şaşırdım, devamını geciktirdiğim için özür dilerim. Yazımı görünce, bir heves hemen yazmaya başladım. Yazdım da; ama bilgisayarda acemi olduğum için kaydedemedim. Yeniden yazmak da yoğunluk nedeniyle gecikti.
Önceki mektubumda sondan başlayarak neler yaptığımı kısaca anlatmıştım. Şimdi sizinle ilk tanışmayı anımsamak ilginç olabilir diye düşünüyorum. Çünkü hiç unutmadım.
Birkaç yıl önce ( hikayenin kahramanı kadın olduğuna göre, birkaç yıl demekte fayda var ) Küçük bir kız çocuğu ortaöğrenime yeni başlamanın heyecanıyla bütün geceyi uykusuz geçirmiş, sabahın köründe iki beden büyük önlüğünü giyip, kahvaltısına başlamıştır bile. İçindeki korku, yaklaşan okula gitme saatiyle birlikte artmıştı. İyi dileklerle, babasıyla birlikte evden uğurlanırlar. Yolda baba okula dair bir şeyler anlatır, onu yüreklendirmeye çalışır.
Baba onu yüreklendirdikçe korkuları daha da büyür. Zaten önlüğünün içinde pek rahat da değildir. Okullar açılalı bir hafta olmuştur. Aile de her yaz uygulanan İstanbul'daki evden kasabaya dönüş bir şekilde gecikmiştir. Baba adli tatil bitiminde Niğde Aksaray'daki eve dönmüş, ailenin diğer kısmı okullar açıldıktan bir hafta sonra dönebilmiştir. Bunları düşündükçe daha çok korkmaktadır. Korku canavarı bütün ağarlığıyla üstüne çöker. Büyük taş binadan içeri girerler. Sınıfının 1-A olduğunu öğrenirler. Baba vedalaşıp işine gider. O ise bayrak töreni için sınıfını bulup, sıraya girer. Gözü hemen yanda ki Cumhuriyet İlkokuluna takılır, keşke yine orada olabilsem diye düşünür, onun her yerini
biliyordum. Bu okul hem çok daha büyük, hem fazla öğretmen var. Korku canavarının şimdi bir de yavrusu olur.
Sınıflara girerler. Ön sıralarda bir yere oturur, ilk ders Fransızcadır. Mahalleden tanıdığı var mı diye bakınır, ama heyecandan kimseyi göremez. Çantasında tek bir defter ve kalem vardır, onları da çıkarıp sıranın üstüne koyar. Zil çalar öğretmen girer. İşte o an gelmiştir. Yoklama yapılır, adı okununca buradayım der. Öğretmen bir haftadır nerede olduğunu sorar. İstanbul'dan yeni döndüm der. ( demez olaydı ) Dursun Mengi ödevini yapıp yapmadığını sorar. Tabi ki yapmamıştır; Çünkü hiçbir bilgisi yoktur. Sayın Mengi bağırmaya başlar. Vay vay vay küçük hanım, hiç gelmeseydin! Okul yüzünden tatilini yarıda kesmene çok üzüldüm! Bunlar böyledir işte .. Gibi .. falan ... filan.. (kim ki bunlar) İlk defa geldiği bir okulda neden böyle davranılmaktadır? Neden ironinin derin çukuruna atılmıştır? Bunları düşünemez tabi ki.
Korku yavrulamaya devam etmektedir. Bütün bunların üzerine bir de utanç eklenmiştir, kendinden, ailesinden utanır. Bu şimdi beni falakaya da çeker diye düşünür. Cumhuriyet okulunda falaka yoktu. Sıkıntılı bir bekleyişten sonra nihayet zil sesi. Çantasını kaptığı gibi öğrenci giriş kapısına gider. Kapıda nöbetçiler vardır. O da öğretmenlerin kullandığı kapıdan çıkar ve ağlamaya başlar.
Doğru adliyeye gider. Babası duruşmada olduğu için yanına bırakmazlar. Babasının odasına alırlar, ağladığını gören odacı "Ooooo dur bakalım hele daha çok ağlayacaksın, büyümek kolay mı" der. Babası gelince ona okula gitmeyeceğini, okumak istemediğini kesin bir dille anlatır. Aslında babası çoktan sakinleştirme turlarına başlamıştır bile. Tekrar tıpış tıpış okulun yolunu tutarlar. Müdür yardımcısı Sezai Karahan onu başka bir sınıfa 1-P'ye yollar. Yeni sınıfına giderken babasına çok kızgındır. Okul çıkışı evi terk edip dedesine gidecektir, karar verilmiştir. Dedesindeki yeni hayatını düşünürken, öğretmeni Esen Yel sınıfa girer.
Nergis
DÖRDÜNCÜ MEKTUP
----- Original Message -----
From: "Nergis Başak" <nergis@tiyatrom.com>
To: <aesenyel@hotmail.com>
Sent: Wednesday, January 26, 2005 4:57 AM
Subject: yazının sonu
Evet.. ESEN YEL sınıfa girer. Öğretmen 522 Nergis Çorakçıyı yoklama defterine ilave eder, yeni okulunda başarılar diler. Aynı zamanda 1-P nin sınıf öğretmenidir. Resim öğretmeni olmadığı için şimdilik resim dersine de gelmektedir, aslında edebiyat öğretmenidir. Bütün sınıf resim defterlerini çıkarır, öğretmen Esen YEL, portre hakkında sınıfı bilgilendirir, nasıl çalışılması gerektiğini anlatır. Sesi tavrı çok farklıdır. Nergis'in defteri olmadığı için onun resmini yapacaklardır. Gelir, küçük öğrencinin elinden tutar, kürsüye doğru yürürler, kucağına alıp kürsüye oturtur. Ders başladığından beri sınıfta etkileyici bir durum oluşmuştur, bu bir büyü mü acaba? İki saat önceki okulla şu anda ki okul aynı okul mudur? Evet burası Cumhuriyet okulunun devamı olabilir. Arkadaşları keyifli bir hazırlık içindedir. Kürsüdeki öğrenciye hareketsiz oturmanın kolay olmadığını, o yüzden nasıl rahat ediyorsa öyle oturmasını söyler. Böylece ilk sahne deneyimi gerçekleşir. Öğretmen ESEN YEL belki de bugünkü kaderimi belirledi, kim bilir? ESEN YEL, öğrencilerle tek tek ilgilenmekte ya ismiyle , ya da siz diye konuşmaktadır. Zil çalınca sınıftan önce öğrenciler çıkar sonra öğretmen, tuhaf... Dedemin evine kaçmaktan farkında olmadan vazgeçmişim o arada, korku canavarı kaybolmuş. Daha sonraki günlerde resim öğretmeni geldi . öğretmen Esen Yel Türkçe ve sınıf Öğretmeni olarak devam etti. Ama. bizlere öğrencilerine resimden, müzikten, sanattan söz etmeyi hiç bırakmadı, çoğu zaman baskı görmesine rağmen...... Aradan yıllar yıllar geçti, canım öğretmenimle yeniden buluştum bu site sayesinde.Gerçek bir aydının öğrencisi olma lüksünü yaşıyorum. Ne mutlu bana ve öğrencisi olan herkese.
Nergis
(Bu mektuplar Ocak 2005'te sıcağı sıcağına Alkımsanat'ta yayımlandı.)
