İdil Biret
RAHMANİNOV ÜZERİNE
(İdil Biret Arşivi)
Yeni bir binyıldan önce gelen 20. yüzyıl acı, üzüntü, hoşgörüsüzlük ve huzursuzluğun egemen olduğu bir çağdı. Böyle bir ortamda sanatın anlamı ve amacı da değişmişti. Diğer sanat dallarında olduğu gibi müzik de birbirinden çok farklı ve çeşitli tarzların deney alanı haline gelmişti. Yeni bir “tını”yı üretmek şart olmuştu. Bu deneyciliğin tarihsel kökenini Wagner ve Liszt’e kadar izlemek mümkün. Bu iki bestecinin vizyoner yapıtları modern çağı anımsatan niteliktedir. Bu arayışlar müzisyenlerin sonunda tonal sistemden tamamen kopmasına neden olmuştur. İşte böyle bir sanat ortamında geleneksel tonal sistemde kalmayı tercih eden bestecilere karşı büyük bir hoşgörüsüzlük oluşmuştu. Rahmaninov gibi geleneksel, geç-romantik dönem üslubuna bağlı kalmaya devam eden bir besteci kendi meslektaşları tarafından anlaşılmıyor, sanat çevrelerinde saygı görmüyordu.(1)
Rahmaninov ve Scriabin’e yönelik tutumlar karşılaştırıldığında ilginç ipuçlarıyla karşılaşıyoruz. Aralarında dostluk da olan bu iki bestecinin ortak bir öğretmeni vardı: Zverev. Fakat iki bestecinin müzikteki çizgisi birbirinden çok farklı olmuştu. Scriabin armonik sistemin içinde yeni olanaklar araştırmış ve bu arayışlar onu mistik yönler içeren bir “Total Sanat” kavramına götürmüştü. Rahmaninov ise daha tutucu bir armonik konsepte sadık kalmıştı. Sonuç olarak 20. yüzyılın modern müzikçileri Scribain’e çoğu zaman atıfta bulundular; fakat Rahmaninov nadiren önemli bir besteci olarak anıldı. Bilakis, Rahmaninov modası geçmiş bir üslubu sürdüren bir besteci olarak hor görülmüş, film müziği bestecisi damgasını yemiştir.(2)
Bestecinin müziğini yorumlamak ister istemez bazı konuları da gündeme getiriyor. Rahmaninov’un yazısı her şeyden önce çok kişiseldir. Bir diğer taraftan da bu müzik Rus Ortodoks Kilisesi ve yoğun doğu etkileri içeren Rus folklorünün etkileriyle dolup taşar.(3) Rahmaninov’taki lirizm temel olarak işte bu zengin Rus ve doğu etkilerinin dönüşümünde yatar.(4) Bu müziğin arka planındaki tarihsel olaylara bir göz atacak olursak; Rusya’nın Batı’da tanınmaya başlaması Büyük Petros’un, doğuyla batı arasında uzanan engin topraklara sahip bu ülkeyi batılılaştırmaya başladığı yıllardan sonra olmuştur. Ancak Büyük Petros’tan önceki dönemde Rusya üzerinde etkili olan karışık olayların bestecinin dünyası üzerindek dolaylı etkisi de yadsınamaz. O çağlardan beri Rusya Baltık Denizi’nden Kafkasya’ya, Sibirya’dan Bering Boğazı’na pek çok halkın yaşadığı bir yer haline gelmişti. Rus tarih ve kültürünün doğu ve batılı bileşenleri her zaman birlikte içerdiği unutulmamalıdır. Rahmaninov gibi bazı yaratıcıların eserlerinde bu bileşim rahatlıkla ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak, bir yorumcu Rahmaninov’un karmaşık dünyasına girmeden önce Batı’da kurulmuş pek çok fikri gözden geçirmelidir. Bestecinin yorumu ile ilgili sağlam bir fikir oluşturmak için en iyi yöntem kendisinin yapıtlarını çaldığı plakları dinlemek. Rahmaninov’un çalışındaki sert, asil ve oldukça mesafeli denebilecek tarz işte bu müzikteki karakterden kaynaklanıyor, engin topraklara sahip Rusya’nın karakteridir bu aslında. Rahmaninov’un piyanistik ve müzikal mükemmeliyeti eserlerinin yorumuyla ilgili en doğru kılavuzu oluşturuyor aslında. Bu bağlamda bestecinin gerçek bir müzisyende bulunması gerektiğini düşündüğü özellikleri de göz önüne almak gerek.(5) Rahmaninov’un kendi müziğine şef ve piyanist olarak yaklaşımına gelince; her zaman dayanılmaz bir nabzı olan, coşkulu fakat hiçbir zaman asaletten ödün vermeyen bir çalıştır bu. Klavye ve müzik bilgisi, virtüözitesi fenomen niteliğinde. Ritim duygusu ise her yorumcuya örnek teşkil ediyor. Sert çalışın altında müthiş bir duyarlılık var ve müzikal çizginin birliği hiçbir zaman bozulmuyor. Müzikolog Deryck Cooke şöyle yazıyor: “Puccini ve Rahmaninov, kendilerine yöneltilmiş yoğun eleştirilere rağmen seyircinin ve yorumcuların hiç kesilmeyen ilgisi nedeniyle bugün müzikal dünyamızın içindeler.”(6) Başka ne denebilir ki?
(1) Grove’s Müzik Sözlüğü’nün 1954 yılındaki baskısında Rahmaninov maddesi bestecinin müziğine hiçbir gelecek biçmemiştir: “bir besteci olarak kesinlikle zamanına ait değildir…. Bazı eserlerinin yaşamı sırasında kazandığı başarının uzun sürmesi beklenemez… Müzisyenler ondan hiçbir zaman övgüyle söz etmediler…” Bu ifadeler kısa zamanda bir utanç kaynağı haline dönüşmüş ve bir sonraki baskıda kaldırılmıştır.(2) Paris Konservatuarı’nda ilk Rahmaninov çalışmaya başladığımda bu işi gizlice yapmak durumundaydım. Hocam Nadia Boulanger, hiç sevmediği bu müziği çalmak istemem karşısında hayrete düşüyordu. (Bakınız Kendall, The Tender Tyrant pp. 48).(3) Bir kaynağa göre, Rahmaninov ve Butakov’un (Rahmaninov’un anne tarafı) aile isimleri doğu ya da Türk kökenlidir, aynı Rimski-Korsakov, Taneyev diğer bazı Rus ailelerinde olduğu gibi (N.A. Baskakov, Türk Kökenli Rus Aileleri, Bakü 1992).(4) Örneğin, op.18 Do minör konçertonun ikinci bölümündeki muhteşem güzellikteki ezgi çok bariz bir şekilde bir Ermeni halk şarkısına dayandırılmakta (5) Bir yapıtı kavramsal olarak doğru bir şekilde kurabilmek; teknik yeterlik, doğru ifadelendirme, karakterli bir çalış, pedalın önemi, şablonlara uyma tehlikesinden kaçış, gerçek bir müzikal anlama, halkı eğitmeye yönelik bir çalış, kıvılcım. (Etude, Sayı.28, Mart1910.)(6) Deryck Cook, The futility of Music Criticism (The Musical Newsletter), Ocak. 19
kaynak: idil biret
