Ali Tekmil

ÇIKIŞ  ARANIYOR

 

Ufkunda, bütün başat insani değerlerin silikleşip görünemez hale geldiği / getirildiği, tek renkli yekpare gökyüzü altında insansızlığa doğru…

 

Bizim aşklarımız var mıydı! Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Leyla ile Mecnun, Mayakovski ile Lili Brik, Nâzım ile Piraye, Aragon ile Elsa… yaşadılar mı! İnsanın, yabancılaşmalardan soyunarak  kendisi olmasının doyumsuzluğu, aşkı, sıradan olmaktan kurtarıp insan olmanın seksen sekizinci katına çıkararak orada hasat etmenin tadı ne çabuk unutuldu! Hesapsız – kitapsız, karşılıksız …ve eşinde çoğalıp - çoğaltarak sevebilmenin baş döndürücülüğü…

 

Bizim şairlerimiz var mıydı! Pablo Neruda, Federico Garcia Lorca, Arthur Rimbaud , Ahmed Arif, Hasan Hüseyin Korkmazgil… yaşadılar mı! Bu insan dorukları, güneşin altında birer kar tepeleri miydi! Ne de çabuk eriyip eritildiler!

 

Bizim romancılarımız, müzisyenlerimiz, ressamlarımız, politikacılarımız… var mıydı, yaşamamışlar mıydı! Yanılıyorsak, biz bugün neden bu denli yalnız, umarsız ve darmadağınığız? Köklerimiz nerede; gövdemiz, dallarımız, yaprak ve çiçeklerimiz nerede? Uzun süredir niçin suyumuz kesik? Hangi el bize su getirir? Hangi dil bizi anlatır? Söyleyin!

 

Küresel 'yeni ortaçağı'ın kaçıncı sahnesi bu? Biri bize söylesin! Bu tiyatroya bizi kim getirip oturttu!  Bu oyuna bilet aldığımızı hiç anımsamıyoruz, biletlerimizi kim kesti! Söyleyin! Çıkmak istiyoruz, çıkış nerede? Birisi bize 'çıkış'ı göstermeyecek mi!

 

 05.05.2006