Nermin Ekin / fotokare - arşiv

BİR BULUŞMANIN ARDINDAN…

 (ilk yayını)

Alkımsanat / İzmir - Ruhi Su, onun dostları, biz sevenleri, İzmir’de Ruhi Su sanat  Gecesi'nde buluştuk. Geceyi Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla hazırlamıştı.

 

Sunucu Karabey Aydoğan belli ki çok özenmişti, söylediği her söz Ruhi Su’ya yakışsın diye.

 

İlk olarak Ruhi Su geldi sahneye, herkese: “MERHABA” dedi. Ardından Avustralya konserinden yapılmış bir belgeseli izledik. Ne kadar neşeli, mutlu görünüyordu. Doğaldır… Sevdikleriyle, sevenleriyle birlikteydi.

 

Sonra şarkılar, türküler, Ruhi Su Dostlar Korosu…

 

Büyük usta 1975’te kurmuş bu koroyu. Hastalanıncaya kadar kendisi yönetmiş. Sonra onun ışığında birçok sanatçı almış bu görevi. Şimdilerde genç sanatçı Berktay Akyıldız’da bayrak. Ruhi Su’yu, onun şarkılarını, türkülerini seven, sevgilerini müzik 'ilmiyle' harmanlayabilenlerden kurulmuş bu koro. Muhteşem sunumlar yaptılar bize bu akşamda.

 

Koronun sunduğu iki güzel türküden sonra Emin İgüs sahnede…

 

Sazıyla Bu Dünya Bir Pencere'yi çalıp söylüyor.

 

Emin İgüs, Ezgi’nin Günlüğü' nün kurucularından. Şimdi, Ruhi Su Dostlar Korosu’yla çalışıyor.

 

'Ha Bu Diyar..”

Ruhi Su’nun gür sesi İgüs'ün sesinde yumuşayıp gönlümüzü ısıtıyor.

 

Alkış, alkış, alkış…

Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu geliyor. Yazgı diye bir şey varsa yazılan, en güzel yazgı bu olsa gerek; Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu buluşması…

 

Birisi, -ak saçlı olanı- Anadolu gibi dingin, bilge, veren –tükenmeyen, verdikçe büyüyen… O da çalıp söyledikçe büyüyor.

 

Diğeri, –Karadenizli olanı-Kaçkar gibi ulu, sazı da ,sesi de… Ruhi Su’nun sesine ne kadar da benziyor. Bununki öksüz kalmamış, mahpus görmemiş…

Bir Uyan Osman’ım Uyan deyişi vardı ki; duysaydı… Bu yol havasıyla Kaçkar un-ufak olurdu.

 

Karacaoğlan’dan, Pir Sultan Abdal’dan, Aşık Hüseyin’den, Edip Harabi’den deyişler semahlar dinliyoruz. Bakıyoruz, Ruhi Su öğrencilerine katılmış, “Ben Meylimi Üç güzele Düşürdüm”ü söylüyor. Sonra meylini düşürdüğü güzellerden biri, eşi Sıdıka Hanım için yaptığı “Mahsus Mahal”ı,  Emin İgüs koroyla birlikte ona armağan ediyorlar. Sıdıka Hanım’ın ölümünün birinci yılında (18 Ekim2006) ona ne de çok yakışıyor.

 

Müzik arasında söze de giriyor Ruhi Su. Karacaoğlan türkülerinden önce bir fıkra anlatıyor örneğin…

 

Ben de size ulaştırmak istiyorum. Biliyorsanız, bilmiyormuş gibi yapın!

 

Karacaoğlan sazını omzuna asmış, eşeğiyle Kars’la Sis ( şimdiki adları Kozan ve Kadirli) arasında yolculuk yapmaktadır. Karşıdan da Kars kadısıyla Sis müftüsü birlikte gelmektedirler. Karacaoğlan’ı sazıyla görünce biri, öbürüne:

 

Böyle adamları cehennemin kızgın ateşine atıp yakacaksın .-Yakmadılar mı- der.

 

Karacaoğlan bunu duyar ama seslenmez. Başlar eşeğini dövmeye…Bu arada adamlar Karacaoğlan’a yaklaşırlar.Eşeği durup dururken neden dövdüğünü sorarlar.

 

Karacaoğlan:

 

O kadar söyledim, dinletemedim. Ben ona “Gel adam ol, saz çalıp türkü söyleyelim” diyorum; o ise “Ya Kars’a kadı ya da Sis’e müftü olacağım” diye eşeklikten vazgeçmiyor.

 

Alkış, alkış, alkış… Ruhi Su  Karacaoğlan olmuş alkışlanıyor.

Ruhi Su orada, öğrencilerinin arasında gülüyor, bize el sallıyor.

 

Bunu yaşamın bir köşesine not düşüyorum.

 

“Biz … 20 Ekim akşamı… İzmir’de… İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde… Ruhi Su ile buluştuk. Çok güzel bir akşamdı.”     

 

21/10/2007