Nermin Ekin

İZMİR SENFONİ'YLE BİR GECE.. BİNBİR GECE...

(ilk yayını)

 

Senfoni, bu hafta verdiği konseri Bulgar besteci ve orkestra şefi Emil Tabakov yönetiminde gerçekleştirdi. Konser iki bölümden oluşuyordu. Birinci bölümde Jan Sibelius’un Re Majör Op. 47 Keman Konçertosu vardı. Bu eser yüz iki yıl önce bestelenmiş. Çalındığı ilk yıllarda bazı müzikçiler tarafından epeyce eleştirilip hırpalanmış. Çalması ustalık isteyen bir eser.

 

Solist; Georgi Jashvili… Avusturyalı kemancı.  Gürcistan’da doğmuş. Annesi ve öğretmeni ünlü keman virtiözü Prof. Nana Jashvili…

 

Konser başlıyor… Eserin tekniğini, müzik dünyasındaki yerini bir yana bırakıp bende bıraktığı izlenimleri anlatmak istiyorum.

 

 Konçerto 1. Bölüm

 

“Solistin esere aniden girişi gibi ben de aniden başlayayım… Sanatçı, kemanı öyle coşkulu kullanıyordu ki orkestra onu sadece sabırla seyrediyordu. O da zaman zaman onun coşkusuna katılıyor, sanki darmadağınık melodilerine çeki düzen veriyormuş gibi, onu sakinleştiriyordu. Keman yayının teller üzerindeki hali, izinsiz sokağa çıkmış bir çocuğun, anın tadını çıkarması gibiydi. Bastığı yere bakmayan, en tehlikeli numaraları deneyen, yorulmayan bir çocuk gibi… Bütün bunlar, bazen fagotun komutlarıyla düzene giriyor, diğer kemanlar başlayınca biraz önceki yaramaz çocuk uslanıveriyordu.

 

Sonra 2. Bölüm…

 

Nefeslilerin eşliğinde artık keman ağırbaşlı melodiler çalmakta… Dingin ve sıcak… Bitiriş de bir o kadar ağırbaşlı…

 

Ve Üç…

 

Bu bölüm ritmik ezgilerle başlıyor. Yay, tellerin üstünde yine hoyratça geziniyor. Orkestraya, bu gezintiye ritim tutmak kalıyor. Melodi daha akılda kalıcı. Solist / çocuk bütün şımarıklıklarını yapıyor/yapabilir. Ve bu sadece alkışlanabilir. Nefeslilerin de katılımı ile konçerto bitiyor.

 

Sıra Şehrazat Senfonik Süit’inde. Besteci, Nikolay Rimsky - Korsakov. Bir orkestrasyon ustası.

 

 Binbir Gece Masallarından almış eserinin konusunu. Konserin bu bölümü daha renkli. Bildiğimiz bir konu, bildiğimiz ezgilerle daha kolay duyumsanıyor. Eğer başkemancı Deniz Akkol’un solo yaptığı yerlerde yüz ifadesini görme şansınız da varsa, duyumsama katlanarak çoğalıyor. Şehrazat’ı solo kemanda duyabiliyorsunuz. Zaman zaman arp da buna eşlik ediyor. Başkemancının solosundan sonra flütle viyolonselin diyalogunu dinleyebiliyorsunuz. Denizi, fırtınayı, Simbat’ın gemisini, aşkı, kavuşmayı, ezgilerden çıkarabiliyorsunuz. Kendinizi müziğin ritmine kaptırıp Şehrazat’ın düğününde olabiliyorsunuz..

 

Tadı damağınızda kalmış bir konser anısını daha yanımıza alarak salondan ayrılıyoruz.  

Yeni konserlerde buluşmak üzere…

 

17 kasım 2007