Nermin Ekin görsel - ne
İZMİR’E BİR 'YILDIZ' DÜŞTÜ (ilk yayını)
İsmet İnönü Sanat Merkezi… 15 Aralık akşamı Yıldız İbrahimova İzmir’deydi. 'Asırların Şarkıları' adındaki konserin yankıları asırlarca sürer mi bilmem ama benim unutamayacağım bir konser olarak kalacak.
Avrupanın en iyi caz şarkıcılarından biri olan Yıldız İbrahimova, bir enstrüman gibi kullandığı dört oktavlık sesi, özgür doğaçlama ustalığı ile gerçek bir ses virtüözü.
Sanatçı, 16.yy İtalyan Rönesansından başlayıp günümüze ulaşan Balkan Havaları, Çigan Müziği ile türkülerimizi de içeren bir özel seçkiyi sundu bu akşam da. Üç Bulgar müzisyen eşlik etti ona sürekli. Piyanoda, vurmalı çalgılarda, eko-basta… İki de özel konuk… Tahir Aydoğdu kanunla.., İvo Papazov klarnetle…
Onu ilk izleyişim, dinleyişimdi canlı olarak.. Aynı sıcaklıkla bize “Hava yavaş yavaş ısınacak” dedi ve sıcacık, yumuşacık giriverdi sahneye. Giriş, klasik ve caz…16. asırdan Kapelli ile başladı. Su gibi … Önce piyano, sonra 'Yıldız'… Sesi sabahın sessizliğinde bülbül sesi gibi. Biraz dinledikten sonra, tüm orkestrayı onun sesinde duyabiliyorsunuz. Sonra Barok dönemden Bach’ın flüt için bestelediği popüler iki parça.
Sahnede bir pıyano, bir vurmalı, bir çello, bir de Yıldız İbrahimova. Tüm nefesliler için…
Sesinde flütü, fagotu, obuayı duyabiliyorsunuz..
Ardından Mozart’ın, Figaro’nun Düğünü operasından bir arya seslendirdi. Amerikan caz örneklerini Yıldız İbrahimova doğaçlamalarıyla süsledi. Bir de halk korosu yaptı ki; ne sesine ne nefesine yetişebildik. Klasik caz şarkılarını bu üçlünün olağanüstü sunumlarıyla bitirdik.
İkinci bölümün daha bizden ve uzun olacağını biliyorduk .Güzel olacağını? Söylemeye gerek yok.
“Sen bir bey oğlusun gelip geçersin
Kanımı kadehe koyup içersin”
Ne denli bizden. değil mi? Sanatçı anneannesinden derlemiş. Yine bizden bir çalgı, Tahir Aydoğdu’nun kanunundan dökülüyor nağmeler. Sonra Yıldız İbrahimova’nın kendi bestesini dinliyoruz. Adı, Orient-Xpres. Eserde söz yok ama ses var. Üçlü öyle büyüyor ki; koca bir orkestra oluyor.
İvo Papazov geliyor sahneye. Yemen türküsünü çalıp söylüyorlar birlikte. Kanun taksimi de katılınca bu güzelliğe, olağanüstüleşiyor her şey. Ardından 'Ay Akşamdan Işıktır'ı söylüyorlar. “Hem bildiğimiz hem bilmediğimiz..” Böyle tanıtıyor 'Yıldızımız' şarkısını.
Şimdi sahnede iki klarnet var. Biri İvo, biri Yıldız.
Tam bir klarnet şov. Birinin klarnetle çıkardığı sesin aynısını, öbürü gırtlağıyla çıkarıyor. Eller alkış tutuyor. yüzler gülümsüyor. yürekler coşuyor.
Sonra bir Bulgar halk şarkısı dinledik, hüzünlü. Ayrılık şarkısı olsa gerek. Klarnet solosuyla çok etkileyiciydi. Bir bölümünde tanıdık sözcükler… Lalelisi, zümbüllisi güllisi.. Türkçesi de şöyleymiş: Laleli mi, sümbüllü mü, güllü mü?
Zaten İvo Papazov sahneye çıkarken 'Selamünaleyküm bizimkiler' demişti. Gerçi biz 'İyi akşamlar' demesini yeğlerdik ama… Olsun.Yıldız İbrahimova ona ”İbram“diyordu.
Ardından yüksek ritimli bir Bulgar oyun havası…Bir oyun havasının içine caz bu denli mi yakışır. Kanun klarnet ikilisinin güzelliğini kıskanan ritim şov görülmeye, dinlenmeye değerdi.
Sonra bir Çigan havası esti ki sormayın. Rüzgarıyla yıldızımızın etekleri savruldu. Sesi kadar dansı da olağanüstüydü.
Bu güzelliklerle bitti konserimiz.
'Yıldızlar' üstümüze düştükçe sizlerle buluşmak üzere…
16.12.07
