Nermin Ekin / İzmir'den yazıyor

İZMİR SENFONİ'NİN

BAHAR KONSERİ MUHTEŞEMDİ

(ilk yayını)

 

İzmir, yaza Bahar Konseri’yle girdi. Sıcak bir günün ardından gelen serin bir akşamda, birçok  sanatsever ne zamandır beklediği konseri izlemeye/ dinlemeye gelmişti Fuar Açıkhava Tiyatrosu’na. Seyri iyi olmayan yerlerin dışında az sayıda boş koltuk göze çarpıyordu.. Ancak bu tiyatro, merdivenlerin bile dolduğu pek çok konser görmüştür. Konserin, daha önce Efes Antik Tiyatro’da yapılacağının bilinmesi ne denli etkili olmuştur koltukların boş kalmasına, bilemiyorum.

 

Konserde dört ünlü bestecinin en ünlü eserleri, iki çok özel solist tarafından seslendiriliyordu. Yine ardında İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’yla…

 

Birinci bölümde Ulvi Cemal Erkin’in o çok bilinen eseri “Köçekçe Dans Süiti“ vardı. Besteci bu eserini yazarken Türk oyun havalarını, makamlarının havasını, ritmini bozmadan  ustaca bağlamış. Hiç ara vermeksizin yöreden yöreye geçiveriyorsunuz. Çok renkli bir orkestralama ile herkesin tanıdığı bir eser haline gelmiş. Sanatın başka alanlarında, gösteri programlarında sık sık dinlenir olmuş.

 

Eseri dinlemeye başladığınızda aslında bir dans gösterisini de izliyor gibisiniz. İlkin İstanbul’da, yüz yıl öncesinde düşleyebilirsiniz kendinizi. Sonra, anılarınızdaki resimlerde Anadolu’da bir köy çeşmesi ve suya giden kızların,gelinlerin figürleri varsa, onların danslarını… Orkestraya kulak veriyorsunuz.Yaylılar, nefesliler düşlerinize katkıda bulunuyorlar. Obua, klarinet, fagot  kendi “köçekçelerini” oynuyorlar. Ağırbaşlı bir bölümden sonra zeybek havalarını dinliyorsunuz. Öyle bozulmadan gelmiş ki ezgiler, zeybeklerin duruşlarının, adım atışlarının, kol gerişlerinin resmini çiziyorsunuz. Ardından Karadeniz çırpa çarpa geliyor. Kemanların etkili olduğu başlangıç bölümü tekrarlanarak bitiyor Köçekçe Dans Süiti.

 

Sergey Rahmaninov’un Üçüncü Piyano Konçertosu çalınıyor... Solist Emrecen Yavuz. Sanatçı İzmirli ve henüz on sekiz yaşında. Çok önemli orkestralarla konserler gerçekleştirmiş ve ödüller kazanmış. Rahmaninov’un olağanüstü güçlüklerle bezediği bu eseri seslendiriyor olması onun yeteneğinin de bir kanıtı olsa gerek.

 

Eserin başlangıcında yalın, şarkı benzeri piyano soloları dinleniyor. Ardından ezgiler  orkestrayla güçleniyor. Viyolaların piyanoya eşliği büyüleyici. Zaman zaman  kemanların ve piyanonun birlikteliği en üst noktaya çıkabiliyor. Sonra sakin, zarif melodiler… Eserin sonunda solist, teknik becerilerini de sergileyebildiği çok etkili bir final yapıyor. Kendi şehrinde Emrecan Yavuz tekrar tekrar alkışlanıyor.

 

Konserin ikinci bölümündeki özel konuk gitarist Pepe Romero… Dünya çapında bir sanatçı. Birçok usta besteci yapıtlarını ona sunmuş.. Krallara saraylara… çağrılar almış, dünyaca ünlü birçok sanatçıya da hocalık yapmış, sayısız ödüller almış. Böyle bir ustanın  gitar konçertosu denilince akla ilk gelen Aranjuez'i çalıyor olması onun için ne denli anlamlıysa bizim de bu eseri Pepe Romero’dan dinlemiş olmamız o denli anlamlı ve unutulmaz… Aranjuez’i soluksuz dinlediğimizi söylerken orkestranın muhteşem eşliğini söylemeden geçmemek gerek. Pepe Romero, İzmirli sanatseverlerin alkışlarına karşılık biri babasının bestesi olmak üzere  iki  eser daha çalarak ayrıldı sahneden. Bitmek bilmeyen alkışlarla…

 

Bu gece, seçkinlerin gecesiydi. Maurice Ravel’in Bolero’su konseri izlemeye gelenlerin gecesinin son muhteşem bölümüydü.

 

Alto flütle başladı bolero, klarinetle sürdü. Sonra fagot, obua, trompet, korno, saksafon…Yaylılarda yaylar dinlenmede…Parmaklarla eşlik ediliyor. Fonda bir trampet, çok uzaklardan bize doğru geliyormuşcasına, durmaksızın tekrarlanan bir ritmle eser bitinceye değin çalıp duruyor.. Ravel, özgün bir bolero ezgisini her nefesli çalgı için başka orkestralamalarla öyle güzel işlemiş ki siz de ezgiyle birlikte akıp gidiyorsunuz. Eserin sonunda bütün orkestra bir ses şöleni yaratıyor. Siz sürsün istiyorsunuz. Sonra vazgeçiyorsunuz. “Bitsin, bu esere böyle son yakışır.” diyorsunuz.

 

İzmirli sanatseverler  sezonun son konserindeydi. Şimdi sonbaharı bekleyecek. Bu arada sanatın aydınlattığı başka yerlerde yeniden buluşmak üzere..

 

alsa 23.05.2008