Mine Artu

BENİM EN İYİ DOSTUM SENSİN

 

Kocaman iki el sırtımdan itiveriyor beni ötelere. Hiçbir itirazım yok gibi savruluyorum. Bir adım... Bir adım daha... Sırtımda iki koca el.

Yağmurları çoktan geçti gözlerimin. Boşluğa miras bıraktım şimdi gözlerimi. Bezginlik bir bir işliyor içimde bir yerlere. Sırtımda kocaman bir el...

     

Ya sen pırıl gözlü dostum. Sen nasılsın son zamanlarda? Yanağında gülüşün işlemesi parlıyor mu hâlâ. Parlasın bırak. Biraz kırgın gibiydin hayata son gördüğümde seni. Hayatın sevgisi pek bir hayırsız çıktı diyordun. Ben seni dinliyor, hak veriyordum. Anlattıkların bir yerlerden tanıdık geliyordu. Bir yerlerde, bir şeyler hep benzeşiyordu...

     

Şimdi desem ki sana, boş ver her şeyi. Her şeyi dediysem, aşkı, tutkuyu, sımsıcak sarılışlara hasreti. Bırakmazsın bilirim. Ben de olsam bırakmazdım. Bir cesaret atıversek üzerimizden rehaveti. Ya da istemiyorum dediğini duysam ne aşkı, ne de aşkın cismini, bir ümit ben de başarabilirdim.

     

Bile bile istemedik belki de. Hak ettiklerimizi yazıyorduk bir kenara, boş zamanlarımızda okumak için. Ve öyle çoktu ki zamanlarımız, yazdıklarımızı bir bir okuyup ne kadar çok ağladık. Sen benim ağlamalarımdan, ben seninkilerden bihaber. Acının izi silinmiyor işte kolay. Ben seni anlardım, sen beni. Hak ettiklerimizi yazardık bir bir, ikimizin sırtında kocaman bir el...

     

Ben ağlamıyorum artık biliyor musun? Hani dedim ya sana, matematiği sevmeyi öğrenmeliyim diye. Becereceğim galiba. Yeni şeyler katmaya kararlı bir çılgın olabilirim yakın zamanda. Kuralları da yıkabilirim bir bir. Hayatımda eksilirken bir şeyler, ben artabilirim...

     

Sen pırıl gülüşlü dostum. Kaç aşka bölmeye kararlısın yüreğini? Gülüşlerin de bölünüyor an be an. Yazdıklarından haberdarım, bir de boş zamanlarında okuduklarından. Hayatı tartışmayalım istersen yeniden. Ya da aşkı. Aşkı beceremeyenleri konuşabiliriz seninle, yüreksizleri, sevgi özürlüleri, zavallıları. Acımayalım olur mu kendimize. Gülüşlerimizi bölmeyelim...

     

Hani sokak aralarında ehliyetsiz insanlar vardır. Çıkan kolları bacakları yerleştirmeye çalışırlar yerlerine. Beceremezler elbet. Daha beter olur her şey. Çıkan kola ya da bacağa daha bir özenli davranmak gerekir bundan sonra. Bir daha çıkma ihtimali yüksektir çünkü...

     

İşte, yaşarken bir yerlerinde de aşk çıkıyor hayatımızdan. Sonra? Yerleştirmeye çalışıyoruz hayatımıza hep birilerini. Oysa çıkan çıkmıştır. "İyi de, böyle de yaşanmaz ki" diyeceksin. Haklısın. Böyle de yaşanmaz ki. "Buradan çıkarılacak sonuç ne" diyebilirsin, gülüşü gamzeli dost. İnsan kendinin doktorudur derler. Bırak, çıkan her ne ise hayatından, sen bul nasıl yerleştireceğini...

     

Olmayacak hallerde sakatlama kendini...

     

Sırtımızda koskoca bir el. İteliyor bizi hayatın, hatanın kollarına. Savruluyoruz. Sonra çıkıkçı peşinde koşup duruyoruz. En iyi doktorumuz kendimiz...

     

Ve benim en iyi dostum sensin.